Hz. Muhammed (saa) - Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir

Yazarlarımız

Yazar: UĞUR KEPEKÇİ

10 Kasım, günlerden Atatürk oldu

10 Kasım 2017 Cuma günü Gazi Mustafa Atatürk’ün hakka rıhletinin 79. yıldönümüydü. Bu yılkı anma programları, diğer senelere göre daha coşkulu, daha heyecan, daha umut vericiydi. Umut verici diyorum çünkü Türkiye’nin iç ve dış tehlikelerden, ekonomik ve siyasi dağınıklıktan kurtulmasının yolu ancak ve ancak Atatürk’ün fikir ve projeleriyle mümkündür.  Son yıllarda Atatürk’ün eserleri ve fikirleri üzerinde yürütülen olumsuz çalışmaları biz unutsak bile tarih unutmayacaktır. Onun en büyük emaneti olan Cumhuriyete bile yıllarca yan bakıldı. Onun pak soyuna dil uzatıldı. Hatıraları kirletilmeye çalışıldı. Meydanlardan, kurumlardan, büstleri kaldırılmaya; duvarlardan resimleri indirilmeye çalışıldı. Kurumlardan TC ibareleri kaldırılmaya çalışıldı. Ama çok şükür ki bunda kimse muvaffak olamadı.  Türk milletinin Atatürk’le bir derdi yoktu ama kötü emelli kimseler ısrarla onun dinsiz olduğu, soyunun kirli olduğu; hatta ajan olduğu yönünde karalama faaliyeti yürüttüler. Öyle bir zamana gelindi ki neredeyse Atatürk’e sahip çıkmak, onu övmek, bazı kesimlerde suç olmaya başladı.  Hâlbuki Atatürk vatandı. Ona sahip çıkmak vatana sahip çıkmak. Ona saldırmak ya da iftira etmek vatana saldırmak, vatana ihanet etmek idi. Gaflet, cehalet ve ihanet içinde olanlar maalesef bu kirli oyuna yıllarca alet oldular.  Atatürk’ün ne demek olduğunu, gerçek kurtuluşun, birlik ve beraberliğin yolunun Atatürk’ün fikirlerinden geçtiğini gayet iyi bilen biri olan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş olaya el attı. Atatürk’ün hakkında yapılan ne kadar iftira ve karalama varsa onları araştırmaya başladı. Yapılan kaynak ve arşiv çalışmasıyla, Atatürk’e yapılan iftiraların yalan ve kasıtlı olduğunu ispat etti. Hemen her plat-formda Atatürk’ün soyunun temizliğini, annesinin yaşadığı dönemlerde Molla Zübeyde olarak anıldığını, hatta peygamber soyu ile olan alakasını belgelerle ortaya koydu. Her türlü zorluğa rağmen çalışmalarını sürdürdü.  Son dönemlerde de “Atatürk Vatandır” sempozyumlarıyla çeşitli illerimizde geniş katılımlı programlarla; fedakâr, ilim, fikir ve dava adamı kadrosuyla fikirlerini milletimize ulaştırdı. Bu programlar Türk milletinin sinesinde o kadar büyük heyecanlar sağladı ki sosyal medyada bunun etkileri çığ gibi büyüdü.  Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız, yaptığı araştırmaları bir kitap haline getireceğinin müjdesini verdi. Büyük bir heyecanla beklenilen bu kitabın milletimizle buluşma tarihi olarak da 10 Kasım tarihi seçildi.  79 yıl önce dünyasını değiştiren Atatürk’ü sinsi bir şekilde, gerçekten öldürmek isteyenlere rağmen Sayın Baş, Onun fikirlerini tekrar diriltmek istiyordu.  Bunu da bir kaynak eserle taçlandırmak istiyordu. Kitabın ismi de mahiyetine o kadar uydu ki: “Hoş Geldin Atatürk.”  Belki de bu yılki 10 Kasım’ı faklı kılan en önemli sebep de buydu. Prof. Dr. Haydar Baş, unutturulmaya çalışılan Mustafa Kemal Atatürk’ü hem de ölüm gününde milletimizin sinesinde tekrar canlandırmayı düşünüyordu. Ve öyle de oldu.  10 Kasım anma günü olmanın yanında, uyanma günü oldu. Başta Anıtkabir olmak üzere, her yer Atatürk hayranlarıyla doldu taştı. Saygı ve sevgi sel gibi aktı, çığ gibi büyüdü. Bu 10 Kasım; günlerden Atatürk oldu… Hoş geldi Atatürk, teşekkürler Prof. Dr. Haydar Baş.



  • UĞUR KEPEKÇİ